Okuyacağınız gönderi eski ve devamı getirilmeyen bir yazıdır. Halen geçerli bilgiler içerdiği için silinmeyip, varlığını sürdürüyor.

Bilgisayarımın içindeki ve dışındaki sabit disklerin çokluğu, doluluğu, gürültüsü ve yönetimsel zorluğu yüzünden bir projeye giriştim; NAS yaptım.

entry

Birkaç yazıya bölünecek bu yazı dizisinde karar verme, satın alma; kurulum ve kullanma tecrübelerimi paylaşacağım; bu esnada seçtiğim yol haricindeki diğer yollar ve ürünlerden de bahsetmeden geçmeyeceğim.

İlk bölüm, NAS hakkında genel bilgi ve satın alma kararı için ihtiyaçların belirlenmesi ve olası ürünlerin karşılaştırması üzerine.

NAS nedir?

Network Attached Storage’ın kısaltması. Basit tanımıyla depolama ihtiyaçları için kullanılabilecek, ağa bağlı bir cihaz.

İhtiyacım var mı?

Belki bu yazı için ilginç bir soru gelebilir, ancak ben önemli olduğunu düşünüyorum. Bir yatırımı sırf o ürün çok “cool” gözüktüğü için yapmamalısınız. Teknoloji-sever bireylerin alışveriş kararları bir yerden sonra bu “cool”luk faktöründen etkilenmeye başlıyor, sırf “güzel” bir şey olduğu için çok düşünmeden sahip olunan ürünler sonrasında teknoloji çöplüğü yaratıyor; bir şekilde akıl sonradan başa gelip o ürün satılsa bile yüksek ihtimal zarar ediliyor; zarar etmeseniz bile vakit harcadığınız için her türlü zarar ediyorsunuz.

Ben kendi ihtiyaçlarım için yaptığım alışverişlerde tam bir homo economicus olarak davranmaya çalışıyorum ve orta-uzun vadede hiç bir zararını görmediğim gibi uzun vadede kâr ettim. Bu mevzu tamamen ayrı bir yazının konusu, şimdilik burada bırakalım.

Karar vermeye yardımcı sorular

Aşağıdaki soruları kendinize sorun. 19 adet soru uydurabildim. 15 soru ve üzerine cevabınız evet ise, yüksek ihtimal bir NAS sahibi olmak yaşam kalitenizi artıracak.

  • Aynı ortamda birden çok bilgisayar/cihazdan aynı dosyalara erişmem gerekebiliyor.
  • Bilgisayarıma çok sayıda disk bağlı.
  • Televizyondan medya arşivime erişerek bir şeyler izlemek isterim.
  • Dışarıda iken dosyalarıma erişmek isterim.
  • Yedekleme düzenim yok/kötü.
  • Geçmişte yedek almadığım için veri kaybettim.
  • Offsite backup yapmak istiyorum ancak veri yapım karışık olduğu için uygulaması zor/vakit alıyor.
  • Güvenebileceğim bir depolama sistemine ihtiyacım var.
  • Verilerim benim için değerli.
  • Video/film/dizi/fotoğraf vb. arşivim benim için değerli.
  • İşimi çözebilecek bir depolama çözümüne vakit ayırabilirim.
  • İşimi çözebilecek bir depolama çözümüne para harcayabilirim.
  • Bilgisayarımı açmadan torrent indirmek isterim.
  • Takip ettiğim dizilerin otomatik olarak inmesini isterim.
  • Hızlı bir Internet bağlantım var.
  • Gigabit ağ altyapım var.
  • Bir depolama cihazına yer/altyapı ayarlayabilirim.
  • NAS’ın her şeye çözüm olmadığının farkındayım.
  • NAS’ın bozulmama garantisi olmadığının farkındayım.

Ben niye aldım?

Yukarıdaki sorulardan “yedek almadığım için veri kaybettim” sorusu hariç tamamına cevabım evet. Şu zamana kadar depolama çözümümü internal ve external HDD’ler ile çözdüm. Bilgisayarıma 5 internal, 8 adet external disk bağlı. Bu kadar çok parça diskin içindeki veriler de parça parça. Aradığım şeyin yerini ezbere bilmiyorsam bulmam zor (indeksleme yazılımları kullanmasam imkansız/verimsiz).

Bu kadar fazla diske sahip olmak iyi değil. Bu bahsettiğim diskler zaman içerisinde parça parça satın alındılar, en eskisi 7 yıllık. Disk ömrü sonsuz değil, yavaş yavaş sorunlar başladı. Diskler JBOD bağlı olduğu için herhangi bir mirroring/RAID altyapısı yok.

Internal disklerin tamamı döndüğü zaman kasa rezonansa girip ses yapıyor (ilk günden beri titreşim yapan bir WD Black diskim var, sağolsun onun yüzünden).

Fan gürültüsünden fazla disk sesi var. Gece çalışırken rahatsız ediyor.

External disklerin bağlı olduğu güç bağlantısını kapatmayı unutup bilgisayarı açmaya çalışırsam BIOS her diski sırayla döndürene kadar bekliyorum.

Son maddeler belki keyfi gelebilir, ancak işinin büyük kısmı bilgisayar başında geçen biri için önemli maddeler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

En önemli karar verme sebebim, bilgisayara takılı 13 adet sabit diski takip etmek ve yönetmek için vakit harcamak ve riske girmek istememem.

NAS alternatifleri ve tercih ettiğim sistem

Çarşıya “NAS alacağım” diye çıktığınızda önünüze gelecek markalar:

  • Synology
  • QNAP
  • Asustor
  • ZyXEL
  • Drobo
  • Thecus
  • Buffalo
  • WD
  • Seagate

Madem madde madde gidiyoruz; yukarıdaki listeye yorumum:

  1. Farklı bir marka görürseniz uzak durun; verilerinizi uyduruk bir ürüne teslim etmek istemiyorsanız tabi. (yazının yazılış tarihi itibariyle geçerlidir)
  2. NAS’ı dosya deposu haricinde bir amaç olarak kullanma niyetiniz varsa iki seçiminiz var: Synology ya da QNAP. Asustor (ASUS Storage) eğer routerlarındaki gibi kendini geliştirirse Asustor da bakabilirsiniz, ama henüz değil, ZyXEL de aynı kaderi paylaşıyor. Geri kalan markalar depolama harici özellik pek sunmuyor, sunsa da donanım sizi kısıtlıyor, dolayısıyla lafta kalıyor bu sunum.
  3. 4 disk kapasiteli altında NAS almayın, 2 diski bilgisayarınıza da takarsınız. Hele bir de tek disk olanları var ki oy oy.
  4. (Kullanmadım, Internet’te görülebilen yorumlar ile edindiğim izlenim) Drobo’lar güzel ama bozuluyor. Bozulunca ikinci Drobo’yu almadan dosyalarınıza erişmeniz mümkün değil. O bozulunca da üçüncüyü alacaksınız. (drobo death spiral diye aratın)
  5. Disk üreticilerinin yaptığı NAS’lar çöp. Yapmış olmak için yapılmış.

Önce liste verdim, sonra listeden eleme yaptım. Özetle ilk 2 bu işi bilen firmalar; işletme sahibi bir arkadaşım “NAS alınacak ne alalım” diye gelse söyleyeceğim markalar. İlk 4 de “evde NAS kullanacağız ne alalım” diyenlere vereceğim yanıt. Geri kalanları heyecan arıyorsanız deneyebilirsiniz.

Peki ben ne yaptım?

Tabii ki az önce kendi verdiğim listeden bir şey almadım. Gidip şunu aldım:

HPE ProLiant MicroServer Gen8

s-l1000

Ürün detay için https://www.hpe.com/us/en/product-catalog/servers/proliant-servers/pip.hpe-proliant-microserver-gen8.5379860.html

Bu ürün çok ilginç. Özellikle fiyatı ile oranlandığında daha da ilginçleşiyor.

4GB RAM ile, çift çekirdekli Celeron G1610T ve 200W güç kaynağı ile geliyor. Ürünü PC olarak değerlendirip fiyat/spesifikasyon karşılaştırması yaparsanız “bu adam uygun fiyatlı dediydi, ya manyak ya da son kur oynamaları sonucu matematiği unutmuş” demeniz normal.

Öncelikle bu bir PC değil, server. Ben de ürünü ilk gördüğümde “orası burası kırpılmış, Celeron işlemcili dandik workstationa şık kasa yapmışlar” şeklinde yaklaştım itiraf edeyim, fakat durum öyle değil. Server gibi server. Proliant serisi “normal” bir server aldığınızda karşılaştığınız kurulum, kullanım ve yönetim deneyiminin aynısını veriyor.

Yazının ikinci bölümünde cihazı daha yakından incelediğimde daha detaylı bilgi edinmiş olursunuz.

NAS isterken, içine işletim sistemi kurulması gereken boş bir kutu aldık. Bu tercihi yapma sebeplerim (yine madde imleri!):

  • NAS’tan beklentim salt dosya depolama değil, bu yazının başında da yazdığı gibi “depolama, yedekleme ve eğlence”.
  • Donanımı ve yazılımı üreticisi tarafından belirlenen bir ürün alıp onların sağladığı kumda oynamaktansa sınırları benim çizdiğim bir sistem tercih ettim.
  • Bu işlerin daha en başında fiyatına falan bakmayıp Synology alayım diye girmiştim (süper ekosistem ve arayüz var Synology ürünlerinde), bu aldığım server’a denk işimi görecek ürünün fiyatı server*4 olunca “kendin yap”a döndüm.
  • 4 yuvalı “Gerçek NAS” ve “NAS yapmalık PC” kategorisi altındaki ürünler arasında fiyat/performans birincisi.

Şunu da belirteyim, Synology’in işimi çözecek ürününün fiyatı microserver’ın iki katı olsa Synology alırdım. Zaman maliyeti ciddi bir konu. Fiyatta 4 kat fark olunca zaman maliyetimle başabaş geliyor, deneyim kazanma da işin artısı. Synology bu işin Apple’ı yani.
Paranız çoksa, sizin için aletin kendi içinde ne yaptığı değil düzgün çalışması önemliyse alın, memnun kalırsınız.

Sonraki adımlar

Elimizde boş bir server oldu. Bundan bir NAS yapabilmek için disk ve işletim sistemi eklememiz gerekiyor. Yazının sonraki bölümlerinde Microserver’ın fiziksel kurulumu (el oğlunun unboxing dediği) ve sonrasında yazılım işleri var.